|
   Sinop ili Boyabat ilçesine bağlı olan Kılıçlı Köyü Boyabat'ın Kuzey-doğusunda yer alır. İlçe merkezine uzaklığı 22 km, il merkezine uzaklığı ise 112 km dir. Rakım 522 metredir. Köyümüz Boyabat ve çevresindeki kazalarda çokca rastlanan Kılıçlı yörük cemaatindendir.2000 nüfus sayımına göre nüfusu 321’dir. Köy muhtarlığı Musa AKER tarafından yürütülmektedir. Köyde 5 adet cami ile 1 ilköğretim okulu mevcuttur. Köyün geçim kaynağı tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır. Köyümüz gelenek ve göreneklerine son derece bağlıdır.                              Tel: 0 368 375 75 93 |
|
|
Günün Şiiri |
|
|
|
       GURBET Dağda dolaşırken yakma kandili, Fersiz gözlerimi dağlama gurbet! Ne söylemez, akan suların dili, Sessizlik içinde çağlama gurbet!
Titrek parmağınla tutup tığını. Alnıma işleme kırışığını Duvarda, emerek mum ışığını, Bir veremli rengi bağlama gurbet!
Gül büyütenlere mahsus hevesle, Renk renk dertlerimi gözümde besle! Yalnız, annem gibi, o ılık sesle, İçimde dövünüp ağlama gurbet!...    N.Fazıl KISAKÜREK   |
|
|
Günün Hikayesi |
|
|
|
Anneannesinin sözleri yankılandı kulaklarında: ''Oğlum namaz hiç bu vakte bırakılır mı?'' Anneannesinin yaşı yetmişe dayanmış, ama ezan okunduğu vakit yerinden sıçrar, yaşından beklenmeyecek bir hızla abdestini alır ve namazını kılardı.
Kendisi ise,nefsini bir türlü yenemiyordu. Ne oluyorsa, hep... namaz son dakikalara kalıyor, bu sebeple namazını alelacele eda ediyordu. Bunu düşünerek kalktı yerinden, gözü saate kaydı. Yatsı ezanının okunmasına on beş dakika kalmıştı. Başını her iki yöne pişmanlıkla sallayarak, "Yine geciktirdim namazı." dedi kendi kendine.
Kıvrak hareketlerle abdestini aldı ve daha elini yüzünü tam kurulamadan kendisini odasına attı. Mecburen, hızlı hareketlerle namazı eda etti. Tesbihatını yaparken anneannesini düşünmeden edemedi. "Bu halimi görse, tatlı-sert kızardı yine bana." dedi. Çok seviyordu onu ...Hele öyle bir namaz kılışı vardı ki, onu hep bir gökkuşağı hayranlığıyla seyrederdi. Namazda öyle bir mahviyeti vardı ki... hicabından renkten renge girerdi. O gün akşama kadar derse girmişti. Müthiş bir ağırlık vardı üzerinde. Duasını yaparken, başını ellerinin arasına alıp secdeye durdu. Namazdan sonra bir süre bu şekil tefekkür etmeyi severdi. Gözleri kapanır gibi oldu. "Ne kadar da yorulmuşum." dedi. Daldı gitti öylece.... |
|
Devamını oku...
|
|
|